Süresiz nafakada dengeleri değiştiren karar! AYM iptal etti: 9 aylık geri sayım başladı

Anayasa Mahkemesi, milyonları ilgilendiren yoksulluk nafakası konusunda kritik kararını verdi. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresi iptal edildi.

Süresiz nafakada yeni dönem. AYM “süresiz olarak” hükmünü iptal etti: Mevcut nafakalar kesilecek mi, yeni sistemi kim belirleyecek?

Türkiye’de uzun süredir tartışma konusu olan yoksulluk nafakasında hukuki çerçeveyi değiştirecek önemli bir karar çıktı. Anayasa Mahkemesi (AYM), Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan “süresiz olarak” ifadesini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.

Karar, yoksulluk nafakasının kaldırıldığı anlamına gelmiyor. Ayrıca halen nafaka ödeyen kişilerin yükümlülükleri de kararın yayımlanmasıyla birlikte otomatik olarak sona ermiyor.

Yeni dönemin ayrıntıları ise önümüzdeki 9 aylık süreçte şekillenecek.

Başvuru Antalya’dan yapıldı
AYM’nin önüne gelen düzenlemenin çıkış noktası Antalya 12. Aile Mahkemesinde görülen bir boşanma davası oldu. Mahkeme, 22 Kasım 2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesinin birinci fıkrasındaki “süresiz olarak” ifadesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu. Yüksek Mahkeme, başvuruyu değerlendirerek söz konusu ibarenin iptaline oy çokluğuyla karar verdi.

E.2025/156, K.2026/131 sayılı karar 4 Haziran 2026 tarihinde alındı. Gerekçeli karar ise 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.

AYM neden iptal kararı verdi?
Kararın merkezinde iki tarafın hakları arasında kurulması gereken denge bulunuyor. Bir tarafta boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek eşin ekonomik olarak korunması, diğer tarafta ise nafaka ödeyen eşin yıllar boyunca devam edebilecek mali yükümlülüğü var. Mevcut hüküm, yoksulluk nafakasına karar verilirken sürenin davanın kendine özgü şartlarına göre baştan sınırlandırılmasına olanak sağlamıyordu.

AYM’nin değerlendirmesine göre herhangi bir süre kriteri olmadan devam edebilen nafaka yükümlülüğü, bazı olaylarda nafaka borçlusu bakımından ağır bir mali külfet yaratabiliyor.

Bununla birlikte karar, boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek kişinin korunması gerekliliğini ortadan kaldırmıyor. Tartışmanın bundan sonraki bölümünü, bu iki menfaat arasında nasıl bir yasal denge kurulacağı oluşturacak.

Herkes için aynı nafaka süresi gelmeyebilir
AYM, iptal kararıyla birlikte yoksulluk nafakasının kaç yıl ödeneceğini belirleyen bir takvim oluşturmadı. Başka bir ifadeyle, evlilik süresine göre otomatik olarak uygulanacak “5 yıl evliliğe şu kadar nafaka” veya “10 yıl evliliğe bu kadar nafaka” şeklinde bir formül şu anda bulunmuyor.

Mahkemenin değerlendirmesinde yeni düzenleme yapılırken göz önünde bulundurulabilecek çeşitli unsurlar öne çıkıyor. Evliliğin süresi, nafaka talep eden kişinin yaşı ve eğitim durumu, sağlık şartları, ekonomik ihtiyaçları ve kendi geçimini sağlayabilme imkânı bunlar arasında yer alıyor.

Bu çerçevede yeni sistemin tek bir süre yerine somut olayın koşullarını dikkate alan kriterler üzerine kurulması olasılıklar arasında bulunuyor. Bunun nasıl düzenleneceğine ise yasama organı karar verecek.

Yoksulluk nafakası kaldırılmadı
Kararın ardından en fazla dikkat edilmesi gereken noktalardan biri, iptal edilen hükmün kapsamı. AYM, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin tamamını yürürlükten kaldırmadı. İptal kararı yalnızca maddenin birinci fıkrasında bulunan “süresiz olarak” ifadesini kapsıyor. Dolayısıyla yoksulluk nafakası hukuken varlığını sürdürüyor. Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve kanunda aranan şartları taşıyan eşin nafaka talebinde bulunabilmesine ilişkin sistem ortadan kalkmış değil.

Mevcut nafakalar bugün sona ermiyor
Kararın yayımlanmasının mevcut nafaka kararları bakımından doğrudan ve anında bir sona erme sonucu bulunmuyor. AYM, iptal hükmünün yürürlüğünü 9 ay erteledi. Bu geçiş süresinin temel önemi, iptal sonrasında ortaya çıkabilecek hukuki boşluğun yeni bir düzenlemeyle giderilebilmesine zaman tanıması.

Bu nedenle halen nafaka ödeyen bir kişinin yalnızca AYM kararına dayanarak ödemeyi tek taraflı şekilde durdurması söz konusu kararın otomatik bir sonucu değil. Mevcut mahkeme kararları, iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle kendiliğinden geçersiz hale gelmiyor.

Kritik tarih 30 Haziran 2027
Kararın 30 Eylül 2026 tarihinde yayımlanmasının ardından başlayan 9 aylık dönem 30 Haziran 2027 tarihinde sona erecek. Bu tarih, “süresiz olarak” ibaresine ilişkin iptal hükmünün yürürlüğe girmesi bakımından önem taşıyor. Ancak 30 Haziran 2027 tarihinin gelmesi, o güne kadar bağlanmış bütün yoksulluk nafakalarının aynı anda sona ereceği şeklinde yorumlanamaz. Asıl belirleyici noktalardan biri, geçiş dönemi içerisinde yapılabilecek yasal düzenlemenin kapsamı olacak.

Eski nafaka kararlarının durumu yeni düzenlemeye bağlı
Geçmiş yıllarda mahkemeler tarafından hükmedilmiş süresiz yoksulluk nafakalarının geleceği, kararın ardından en fazla merak edilen başlıklardan biri.

AYM kararından mevcut bütün nafakaların belirli bir tarihte topluca sona ereceği sonucu çıkmıyor.

Yeni yasal düzenlemenin geçmişte verilmiş kararları nasıl ele alacağı, devam eden davalara hangi hükümlerin uygulanacağı ve varsa geçiş kurallarının nasıl oluşturulacağı önem taşıyacak.

Bu nedenle halen nafaka alan veya ödeyen kişiler bakımından bütün dosyalara uygulanabilecek ortak bir sonuçtan söz etmek için yeni hukuki çerçevenin görülmesi gerekiyor.

Süresiz nafaka tamamen tarihe mi karışacak?
AYM kararı, gelecekte hiçbir koşul altında uzun süreli veya süresiz nafakaya hükmedilemeyeceği anlamına da gelmiyor.

Mahkemenin değerlendirmeleri, olayın şartlarına göre belirli sürelerin öngörülmesi, gerekli hallerde bu sürelerin uzatılabilmesi veya süresiz nafakayı gerektirebilecek özel durumların açık kriterlere bağlanması gibi seçeneklere kapıyı tamamen kapatmıyor.

Dolayısıyla gelecekteki modelin nasıl işleyeceğinin yanıtı doğrudan iptal kararında bulunmuyor.

Yeni sistemin sınırlarını yapılacak kanuni düzenleme belirleyecek.

Almanya’daki Türkler açısından karar ne ifade ediyor?
Karar, Almanya başta olmak üzere yurt dışında yaşayan ve Türkiye ile aile hukuku bağlantısı bulunan Türk vatandaşları açısından da önem taşıyor.

Türkiye’de verilmiş bir nafaka kararının tarafı olan, Türkiye’de boşanma veya aile hukuku davası devam eden kişilerin yapılacak yeni düzenlemeyi yakından izlemesi gerekecek.

Buna karşılık Almanya’da bir mahkeme tarafından verilen nafaka kararı ile Türk mahkemelerinin Türk Medeni Kanunu kapsamında verdiği kararlar aynı hukuki temele dayanmıyor.

Mahkeme kararının hangi ülkede verildiği, uyuşmazlıkta hangi ülke hukukunun uygulandığı ve yabancı kararların tanınması ya da icrası gibi konular sonucu etkileyebilir. Bu nedenle AYM kararının Almanya’da yaşayan her Türk vatandaşının mevcut nafaka durumunu doğrudan değiştirdiğini söylemek mümkün değil.

Gözler yeni yasal düzenlemede
Süresiz nafaka tartışmasında bundan sonraki süreç Meclis’te oluşturulacak hukuki çerçeveye bağlı olacak.

AYM’nin kararı yoksulluk nafakasını ortadan kaldırmak yerine, nafakanın süresine ilişkin mevcut düzenlemenin önemli bir bölümünü iptal ediyor. Yasama organının önündeki temel mesele ise nafaka alacaklısının ekonomik korunması ile nafaka yükümlüsüne getirilen mali yük arasında hangi ölçütlerin uygulanacağını belirlemek olacak.

Evlilik süresi, yaş, sağlık, eğitim ve kişinin kendi gelirini elde edebilme imkânı gibi kriterlerin yeni sistemde nasıl karşılık bulacağı yapılacak düzenlemeyle netleşecek.

Bugünkü hukuki tablo açısından üç nokta öne çıkıyor: Yoksulluk nafakası kaldırılmış değil, mevcut ödemeler AYM kararı nedeniyle kendiliğinden sona ermiyor ve “süresiz olarak” ibaresinin iptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek.

Bu tarihe kadar gözler, yoksulluk nafakasının gelecekte hangi süre ve şartlarla uygulanacağını belirleyecek yeni düzenlemede olacak.

Güncel Haberleri

Antalya’nın geleceği masada: Otoyol, demiryolu ve kentsel dönüşüm