Avrupa’da her üç çocuktan ikisi, Türkiye’de ise çocukların yüzde 90’ı yapay zeka kullanıyor

Avrupa’da her üç çocuktan ikisi, Türkiye’de ise çocukların yüzde 90’ı yapay zeka kullanıyor

Avrupa’da 28 bin 465 çocukla yapılan araştırma, yapay zekânın okul çalışmalarından kişisel kaygılara kadar çocukların hayatında geniş bir alan açtığını gösterdi.

A+A-

(Özel Haber / Eyüp Koçak) Türkiye’de 10-16 yaş grubunda açıklanan yaklaşık yüzde 90’lık kullanım oranı ise dikkatleri çocukların bu teknolojiyle kurduğu ilişkinin niteliğine çevirdi. Uzun vadeli zihinsel ve duygusal etkiler konusunda bilim dünyasının henüz kesin bir cevabı yok. Yapay zekâ birkaç yıl içinde yetişkinlerin çalışma hayatından çocukların çalışma masasına kadar uzandı. Avrupa'da yapılan geniş kapsamlı bir araştırma, üretken yapay zekânın 10-16 yaş grubunun gündelik yaşamındaki yerini rakamlarla ortaya koyarken, Türkiye'den açıklanan ilk sonuçlar kullanımın oldukça yaygın olduğuna işaret ediyor.

EU Kids Online araştırma ağının Nisan 2025-Nisan 2026 döneminde yürüttüğü çalışmaya 19 Avrupa ülkesinden 28 bin 465 çocuk katıldı. Çocukların internet alışkanlıkları, dijital becerileri, çevrimiçi ortamda karşılaştıkları riskler ve üretken yapay zekâyla ilişkileri araştırıldı. Ortaya çıkan sonuçlardan biri, yapay zekânın çocuklar için artık uzak veya yalnızca merak edilen bir teknoloji olmadığı. Araştırmaya katılanların yaklaşık üçte ikisi, son bir ay içerisinde yapay zekâ araçlarından yararlandığını söyledi. Kullanım alanlarının başında öğrenme ve okul çalışmaları geliyor. Çocuklar günlük yaşamlarında karşılaştıkları konularda da bu sistemlerden yardım istiyor. Ancak araştırmanın daha dikkat çekici sonuçlarından biri, yapay zekânın ders ve bilgi arayışının dışına taşmaya başlaması.

Kaygılarını da yapay zekâya anlatıyorlar

Araştırmaya katılan çocukların yüzde 14'ü, son bir ay içinde kendisini endişelendiren bir mesele hakkında yapay zekâ sohbet robotuyla konuştuğunu bildirdi. Fiziksel sağlık veya fitness konusunda üretken yapay zekâ kullandığını söyleyenlerin oranı ise yaklaşık yüzde 15. Bu rakamlar, bazı çocukların yapay zekâyı yalnızca soru sorup cevap aldıkları bir bilgi kaynağı olarak görmediğine işaret ediyor. Sohbet robotları, kişisel meselelerin ve kaygıların paylaşıldığı bir alana da giriyor.

Çocukların teknolojiye yaklaşımı ise bütünüyle iyimser değil.

Katılımcıların yaklaşık yüzde 41'i yapay zekânın çevre üzerindeki etkilerinden veya insanların teknoloji üzerindeki kontrolünü kaybetme ihtimalinden kaygı duyduğunu belirtti. Dijital dünyanın daha eski sorunları da ortadan kalkmış değil. Çocukların yaklaşık yarısı kişisel bilgilerinin hedefli reklamlar için kullanılmasından endişe ediyor. Yaklaşık her üç çocuktan biri ise ayda en az bir kez nefret içerikli mesajlarla karşılaştığını söylüyor.

Türkiye'de yüzde 90'lık kullanım

Avrupa'daki araştırmanın yanında Türkiye'den açıklanan ilk bulgular, yapay zekânın çocuklar arasında çok geniş bir kullanım alanına ulaştığını gösteriyor. EU Kids Online Türkiye Koordinatörü ve Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Kurşun tarafından kamuoyuyla paylaşılan bilgiye göre, Türkiye'de 10-16 yaş grubundaki çocukların yaklaşık yüzde 90'ı yapay zekâ kullanıyor.

Ancak Avrupa'daki yaklaşık üçte iki oranı ile Türkiye için açıklanan yüzde 90'ı doğrudan karşılaştırırken ihtiyatlı olmak gerekiyor. Türkiye araştırmasının sonuçları ayrıca değerlendiriliyor.  

Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması'na göre 6-15 yaş grubunda internet kullananların oranı 2021'de yüzde 82,7 iken 2024'te yüzde 91,3'e çıktı. İnternet kullanımı erkek çocuklarda yüzde 92,2, kız çocuklarda yüzde 90,3 olarak ölçüldü. Yani Türkiye'de çocukların büyük çoğunluğu için dijital dünya günlük hayatın olağan bir parçası haline gelmiş durumda. Yapay zekâ da bu dünyanın yeni unsurlarından biri.

16-24 yaş grubunda Avrupa önde

Yaş grubu 16-24'e çıkarıldığında ise farklı bir tablo ortaya çıkıyor. TÜİK'in 2025 verilerine göre Türkiye'deki 16-24 yaş grubunun yüzde 39,4'ü üretken yapay zekâ kullandı. Eurostat'ın aynı yaş grubu ve yıl için açıkladığı AB ortalaması yüzde 63,8. İki veri aynı yaş grubunu kapsadığı için Türkiye ile AB arasındaki karşılaştırmada çocuklara ilişkin ilk bulgulardan daha elverişli bir zemin sağlıyor. Rakamlar arasında AB lehine 24,4 yüzde puanlık fark bulunuyor.

Eurostat'a göre AB'deki 16-24 yaş grubunun yüzde 39,3'ü üretken yapay zekâyı örgün eğitim için, yüzde 44,2'si ise özel amaçlarla kullandı. Türkiye'de yapay zekâ kullanan 16-24 yaş grubunun yüzde 75,3'ü kullanım amaçlarından biri olarak özel amaçları bildirdi. Rakamlar bir araya getirildiğinde yaş gruplarına göre değişen bir görünüm ortaya çıkıyor. Ancak farklı araştırmalardaki yaş, soru biçimi ve yöntem farklılıkları nedeniyle çocuklarla gençlere ilişkin oranların tek bir sıralama içinde değerlendirilmesi doğru sonuç vermeyebilir.

Zihinsel gelişim için henüz kesin hüküm yok

Yapay zekânın bu kadar yaygınlaşması beraberinde daha zor bir soruyu getiriyor: Çocukların düşünme, öğrenme ve duygusal gelişimleri bundan nasıl etkileniyor? Mevcut veriler bu soruya kesin bir cevap vermiyor. EU Kids Online araştırması kullanım davranışlarını ortaya koyuyor; çocukların zekâ, hafıza veya diğer bilişsel yeteneklerinde yapay zekâ nedeniyle meydana gelen bir değişimi ölçmüyor.

UNICEF'in değerlendirmelerinde de aynı bilimsel boşluk öne çıkıyor. Yapay zekâyla etkileşimin çocukların bilişsel, sosyal ve duygusal gelişiminde uzun vadede nasıl sonuçlar yaratacağını gösterecek yeterli kanıt henüz bulunmuyor. Bu nedenle mevcut rakamlar üzerinden yapay zekânın çocukları zihinsel açıdan geliştirdiğini ya da gerilettiğini söylemek mümkün değil.

Bununla birlikte kullanım biçimi yeni bir eğitim tartışmasının kapısını açıyor. Yapay zekâ bir konuyu açıklayan, çocuğa ipucu veren ve kendi cevabını bulmasına yardımcı olan araç olarak da kullanılabilir; soruyu çözen, ödevi hazırlayan ve düşünme sürecini üstlenen bir sisteme de dönüşebilir. Aradaki fark, önümüzdeki dönemde eğitimcilerin ve ailelerin karşısındaki önemli başlıklardan biri olabilir.

Yapay zekâ sırdaş olur mu?

Meselenin bir başka boyutunu çocukların sohbet robotlarıyla kurduğu duygusal ilişki oluşturuyor. Avrupa araştırmasındaki yüzde 14'lük oran bu açıdan önemli. Her yedi çocuktan yaklaşık biri, son bir ay içerisinde kendisini kaygılandıran bir meseleyi yapay zekâyla konuştuğunu söylüyor.

UNICEF'in 2026'da 10 ülkeden elde edilen verilere ilişkin değerlendirmesine göre de en az 20 milyon çocuk yapay zekâ kullanmış durumda. Yaklaşık her 10 çocuktan biri kendisini endişelendiren meselelerde yapay zekâdan tavsiye aldığını bildiriyor.

Bu veriler yapay zekânın çocukların ruh sağlığını olumsuz etkilediğini tek başına göstermiyor. Aynı şekilde, sohbet robotlarının çocukların duygusal ihtiyaçlarına güvenli bir karşılık verdiğini kanıtlamak için de yeterli değil.

Ortaya çıkan daha somut değişim başka: Çocuk ile teknoloji arasındaki ilişkinin sınırları genişliyor.

Dünün arama motoruna yazılan okul sorusu, bugün bir sohbet robotuyla sürdürülen uzun bir konuşmaya dönüşebiliyor. Çocuk yalnızca bilgi istemiyor; açıklama, tavsiye ve kimi zaman kişisel bir sorununa yanıt da arıyor.

Avrupa'daki 28 bin 465 çocukla yapılan araştırma ile Türkiye'den gelen veriler bu değişimin ölçeğini göstermeye başlıyor. Bilim dünyasının önündeki daha uzun vadeli soru ise kullanım oranlarından ziyade, bu ilişkinin çocukların kendi başına düşünme, öğrenme ve insanlarla ilişki kurma biçimlerini nasıl etkileyeceği.

Bu haber toplam 18 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. DHA ve İHA haberlerinden internet sitemiz sorumlu değildir. Ajans haberleri editör müdahalesi olmadan sitemizden otomatik RSS sistemiyle yayınlanır.