Nöroloji Uzmanı Dr. Hilal Taştekin Toz, Alzheimer hastalığının belirgin unutkanlık ortaya çıkmadan 15-20 yıl önce beyinde biyolojik değişikliklerle başlayabildiğini belirtti. Toz, yeni biyobelirteçlerin erken tanıda önemli imkanlar sunduğunu, risk faktörlerinin bir bölümünün ise yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabileceğini söyledi.
Alzheimer hastalığı toplumda çoğunlukla unutkanlıkla ilişkilendirilse de hastalığın beyindeki biyolojik süreci klinik belirtilerden yıllar önce başlayabiliyor.
Nöroloji Uzmanı Dr. Hilal Taştekin Toz, Alzheimer'ın belirtilerin ortaya çıkmasından yaklaşık 15-20 yıl önce biyolojik olarak başlayabildiğini belirterek erken tanının önemine dikkat çekti.
Toz, bellek kaybı, unutkanlık ve günlük yaşamı etkileyen bilişsel bozuklukların beyindeki değişikliklerin daha ileri dönemlerinde görülebildiğini söyledi.
“Başka bir ifadeyle hastalık, kişi belirgin bir unutkanlık yaşamaya başlamadan yıllar önce beyinde gelişmeye başlayabilir” diyen Toz, Alzheimer'a yaklaşımın son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini ifade etti.
Alzheimer tanısında biyobelirteç dönemi
2024 yılında güncellenen uluslararası tanı kriterleriyle Alzheimer'ın yalnızca klinik belirtiler üzerinden değil, biyolojik belirteçler yardımıyla da değerlendirilebildiğini belirten Toz, uygun hastalarda amiloid PET görüntüleme ve beyin omurilik sıvısındaki amiloid beta ile tau proteinlerinin incelenmesinin kullanılabildiğini aktardı.
Kan temelli biyobelirteçlerin de giderek önem kazandığını belirten Toz, özellikle p-tau217 temelli plazma testlerinin hastalığın biyolojik değişikliklerinin tespitinde önemli bir gelişme olduğunu söyledi.
Toz, “Biyobelirteçlerdeki gelişmeler, Alzheimer hastalığının diğer demans türlerinden ayrılmasına ve doğru tanı yaklaşımının oluşturulmasına önemli katkı sağlıyor. Erken biyolojik tanı, gelecekte uygulanabilecek kişiye özel tedavilerin de temelini oluşturuyor” dedi.
Yeni tedaviler hastalığın ilerlemesini yavaşlatmayı hedefliyor
Alzheimer tedavisindeki gelişmelere de değinen Toz, son yıllarda amiloid beta proteinini hedefleyen monoklonal antikor tedavilerinin gündeme geldiğini söyledi.
Bu gruptaki bazı tedavilerin erken evredeki ve uygun özelliklere sahip hastalarda beyindeki amiloid yükünü azaltarak hastalığın ilerleme hızını yavaşlatabildiğini ifade eden Toz, tedavilerin her Alzheimer hastası için uygun olmadığı uyarısında bulundu.
Tedavilerin biyobelirteçlerle doğrulanmış tanı, dikkatli hasta seçimi ve düzenli manyetik rezonans görüntüleme takibi gerektirdiğini vurgulayan Toz, beyin ödemi ve mikrokanama gibi ciddi yan etkiler nedeniyle uygulamaların uzman hekimler tarafından yakından takip edilmesi gerektiğini kaydetti.
Alzheimer riskini artıran faktörler neler?
Alzheimer'ın kesin nedeninin henüz tamamen açıklanamadığını belirten Toz, hastalıkla ilişkilendirilen risk faktörlerinin değiştirilebilen ve değiştirilemeyen faktörler olarak ele alınabileceğini ifade etti.
İleri yaş, aile öyküsü, APOE4 genetik varyantı ve Down sendromunun değiştirilemeyen risk faktörleri arasında bulunduğunu belirten Toz; hipertansiyon, diyabet, obezite, yüksek kolesterol, sigara kullanımı, fiziksel hareketsizlik, işitme kaybı, depresyon, sosyal izolasyon, uyku bozuklukları ve kafa travmalarının ise müdahale edilebilen faktörler arasında değerlendirildiğini söyledi.
“Risk faktörlerinin önemli bir kısmını kontrol altına almak mümkün” diyen Toz, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesinin demans riskinin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Beyin sağlığı için genç yaşlardan itibaren önlem
Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, tansiyon, diyabet ve kolesterolün kontrol altında tutulması, sigaradan uzak durulması ve kaliteli uykunun beyin sağlığının korunmasında önemli olduğunu belirten Toz, zihinsel ve sosyal olarak aktif kalmanın da önem taşıdığını söyledi.
İşitme kaybının erken dönemde değerlendirilmesini öneren Toz, son yıllarda zona aşısı ile demans riski arasındaki olası ilişkiyi inceleyen araştırmaların da dikkat çektiğini belirtti.
Bazı çalışmaların zona aşısıyla daha düşük demans riski arasında ilişki bulunduğuna işaret ettiğini aktaran Toz, bu konuda kesin bir neden-sonuç ilişkisinin ortaya konulabilmesi için bilimsel araştırmaların devam ettiğini vurguladı. Aşı yaptırmayı düşünen kişilerin hekimleriyle görüşerek uygunluk değerlendirmesi yaptırmasını önerdi.
Unutkanlık ne zaman ciddiye alınmalı?
Her unutkanlığın Alzheimer anlamına gelmediğini vurgulayan Toz, bazı değişikliklerin normal yaşlanmanın parçası olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
Yeni bilgileri öğrenmekte belirgin güçlük yaşamak, aynı soruları sürekli tekrarlamak, yakın zamanda gerçekleşen olayları unutmak, ilaç ve randevuları sürekli kaçırmak, para hesabında zorlanmak ve daha önce iyi bilinen yerlerde yönünü kaybetmek uyarıcı belirtiler arasında bulunuyor.
Kelime bulmakta belirgin güçlük, kişilik veya davranış değişiklikleri ve günlük yaşam aktivitelerini yerine getirirken yardıma ihtiyaç duyulması durumunda da nöroloji uzmanına başvurulması öneriliyor.
“Erken tanı önemli adımlardan biri”
Alzheimer'ı tamamen ortadan kaldıran bir tedavinin henüz bulunmadığını hatırlatan Toz, erken tanı ve uygun takibin hem hasta hem de yakınları açısından önem taşıdığını belirtti.
Toz, “Alzheimer artık yalnızca unutkanlıkla tanımlanan bir hastalık değil. Erken biyolojik tanı yöntemleri, gelişen biyobelirteçler ve hastalığın biyolojik mekanizmalarını hedefleyen yeni tedavi araştırmaları sayesinde Alzheimer'a bakışımız köklü biçimde değişiyor” ifadelerini kullandı.
Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemini vurgulayan Toz, “Beyin sağlığını korumak genç yaşlarda başlayan bir yaşam biçimidir. Erken farkındalık, erken tanı ve koruyucu yaklaşımlar Alzheimer ile mücadelede en güçlü araçlarımızdır” dedi.